Anneme...

Daha gelmemişken dünyaya, korktum.
"Ben ne yaparım oralarda?" demiştim.
"Korkma" dedi bir melek. "Senin yanına dünyada da bir melek gelecek."
Sevindim. "Ben onu nasıl bulacağım?" diye sordum.
"Merak etme" dedi melek,
"O seni bulacak. Onu çok seveceksin. Yanından hiç ayrılmayacak dünyadaki melek. Ona 'Anne' diyeceksin"

Allahım annem yalnızve kimsesiz bırakmadı beni.
Yanımda oldu koruyucu bir melek gibi. Anlattı bana ahiret ve seni.
Sen de onu dünyada ve ahirette mutlu et Allahım.
Çünkü bana kıyamayan annemin sevgi ve merhametinden çok daha büyüktür senin sevgi ve şefkatin.
amin*

*:Minik dualar-Anneme duası (Teşekkür ederim Allahım 2)

Biliyorum annesini kaybetmiş bir sürü insan var, ve yine biliyorum anne olmayı çok isteyipte anne olamayanlar.
Bunlara karşılık annesi olduğu halde kıymetini bilmeyen veya anne olduğu halde çocuğunun kıymetini bilemeyenler de var.
Yanımızda olsa da olmasa da herkesin bir annesi var ve yanımızda olmasa bile hiç değilse dularımızla onların yanında olabiliriz.
Annemin yüzündeki her üzüntü çizgisi benim gözlerimin daha çok dolmasına sebep oluyor. Ve yine onun gözlerindeki her ışıltı beni daha da mutlu ediyor...


Yorum (12) Yorum yaz!

Kurtarma çalışmaları



Aynı malzemeleri ve aynı pişirme yöntemini kullanan iki aşçının bile yaptığı yemekler birbirinden tat olarak farklı olur. Bunda mutlaka tecrübenin etkisi vardır ama etkileyen iki faktör daha var bence. Birincisi yıllar önce biryerde okuduğum ama şuanda nerden olduğunu hatırlamadığım birşey. Bu teoriye göre insanların elinde bulunan değişik türlü bakteriler yemeğe geçtiği için bazı kişilerin elinden çıkan yemeklerin daha güzel olduğu yönde (sizce ütobik bişey mi bu?) Hatta ben buna göre benim yemeklerimin beğenilmesini hep babamın güzel yemek yapmasından kaynaklandığını düşünürüm. Ondan bana geçen bir şey olarak görürüm.

İkincisi ise zevkle yemek yapmak. bunu çoğunuz biliyordur zaten. Severek yapılan yemekler hep daha güzel oluyor.

İşte bu sebepten herzaman büyük bir ustalıkla yemek yapan ve yemediğim ciğer kavurmasını bile severek yediğim kayınvalidemde cuma günü misafire yaptığı özbek pilavı tam suyuna düşmemişti. Çünkü bir gece önceden acilen annesine anjio yapılmış ve kendisi de birgün sonraki sabaha öğrenmiş. Aynı günün akşamına yemeğe misafir davetli olunca o üzüntü-korku ile yemeklerini yapmış.

Yukarda görünen turuncu renkli pilav o gece yapılan özbek pilavından bizim payımıza düşeni. Fazla miktar pilav kalınca diğer yemeklerle birlikte saklama kablarına doldurup (üstelik tüketmekte zorlanacağımız kadar) pilav verdi bize. Bende birgün sonrasında pilavın bir kısmını çorba yaptım. Şimdiye kadar hiç pirinçle çorba yapmamış, hatta yapılmış pirinç çorbalarını sevmeyen hatta ve hatta  mercimekli çorbaya dahi pirinç koyacak olsa iyice blendırdan geçirmezse yiyemeyen biri olarak ben bu çorbaya bayıldım! Koca bir çorba kasesini bayıla bayıla içtim.

Bu çorbayı nasıl yaptığıma gelince: Önce biraz ısıtıcıda su ısıttım ve tencereye bir miktar salça koyup kaynar sudan azar azar salçanın üzerine ilave edip salçayı ezdim. Ve üzerini kaynar su ile istediğim miktar doldurdum. İçine 2 diş sarımsak ezdim, pulbiber attım ve biraz kaynattım. Pilavın etsiz olan kısmından pirinç ve nohutları tencereye ilave ettim bir iki taşım da o kaynadı ve üzerine tuz, karabiber ve sumak ekşisi ilave edip kapatım. Ayrı bir tavada bir miktar zeytinyağı ısıttım. Yağ iyice ısınınca altını kapatıp nane ekledim ve çorbanın üzerine döktüm. Çıkan cozzz sesi ile birlikte çıkan sarımsak-sumak-nane kokuları beni mest etti. Yukarda da yazdığım gibi sonuç harikaydı.



İkinci kurtarma çalışması geçen pazar misafire yaptığım börekten artan yufkalar içindi. Yufka bütün olsa gözleme yapacaktım ama parça parça olunca sigara böreği yapayım dedim. Ama klasik yöntemle değil bloglarda gördüğüm ve merak ettiğim bir yöntemi deneyeyim dedim: böreği galeta ununa batırarak kızartmak. Evde galeta unu kalmadığı için az miktardaki ev ekmeğini rondodan geçirip galeta yaptım ve yufkaların içine birazcık yoğurt sürdüm, beyaz beynir maydanoz karışımı ile birlikte sardım. Bir kasedeki suya batırıp çıkardım elimle azıcık sıkıp fazla suyunu sıktırdım ve galeta ununa bulayıp kızgın yağa attım. Bunun sonucu da çok güzel oldu. Sigara böreğinden birazcık daha değişik, dışı çıtır çıtır oldu.



Üçüncü deneme ise bir kurtarma çalışması değil. Ama bunun da sonucundan çok memnun kalınca paylaşmak istedim. Rabia'nın yaptığı vişneli kek. Ben dışına krema ile çikolata hazırlayıp sürmedim ama bu hali bile çok sevildi. İşyerindeki arkadaşlar çok beğendiler hatta bir tanesi "Bu tam benlik olmuş, yediğim en güzel pastalardan biriydi" yorumunu yaptı. Denemenizi tavsiye ederim. Tarife buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum (21) Yorum yaz!

Fındıklı-çikolatalı tartöletler



Haftasonu bildiğiniz gibi misafirimiz vardı. Yemekten sonrası için tatlı yapmayı düşünürken eşimin misafirimize dışarda ikram ettiği baklavalar aklıma gelip evde yapacağım herhangi bir tatlının onun yanında anlamsız kalacağını düşünüp tatlıdan vazgeçtim. Ama çayın yanına birşeyler yapayım düşüncesi ile buzlukta bekleyen profetirollerin son partisini çıkardım (bu profiterolleri daha önce yapmış ve pişmiş hamurun kalanını buzluğa kaldırmıştım. Arada gerek olduğunda çıkarıp birkaç saat poşetinde bekletince yeni pişmiş gibi oluyor). Tabi profiterolleri çıkarmamda bir amaç daha vardı: labne peynirinden iç kreması hazırlamak. Uzun süredir labneli kremaları merak ediyordum. Ben bu profetirol için her üç kullanımda da farklı iç kremaları denedim(yumurta pastacı kreması+kremaşnti, yumurtasız pastacı kreması ve labneli krema) ve en çok memnun kaldığım yumurtasız pastacı kreması oldu. (Profetirol tarifine buradan ulaşabilirsiniz)

Bu şekilde birkaç kuş vuracağım için(profetirolleri değerlendirme, labneli krema, misafire hafif bir çay yanı) yemek hazırlıklarından sonra kremayı hazırlamaya başladım. Labne ile 2 kaşık pudra şekerini çırptım ve üzerine 2-3 kaşık süzme yoğurt ekledim. Bu krema hayal ettiğim  gibi çıkmadı (çok mu abartmıştım acaba?), belki içine yoğurt yerine hazır krema kullansam tat daha zengin ve güzel olabilirdi.

Neyse, profetirolleri doldurduktan sonra kremamın yarısı arttı, ben de cam bir saklama kabına alıp buzdolabında sakladım. Dün hem blog için yeni birşeyler denemek hem kremayı değerlendirmek hem de apartman toplantısına giden eşimin olmayışını fırsat bilerek (bende aynı anda ne kadar çok kuş vuruyorum:) mutfağa girdim ve bu tartöletleri ve Rabia'nın vişneli kekini yaptım.

Bu tartöletler de Acemi Şef'ten alıntı (o bademli yapmış ben fındıklı yaptım). Ama benim kremam hazır olduğu için ufak birkaç değişiklik yapmış oldum. Ve kremam ancak yeteceği için yarım ölçü kullandım. Benim tartölet kalıbımın çapı geniş olmadığı için derin oldu ve bu yüzden 160 derecede pişirdim ama tahminimden uzun sürünce fırını geri 175 e getirdim. Sonuç olarak ben cheesecake e benzer diye bekliyordum ama daha çok iç kısmı brownie ye benzedi. Yaklaşık 40 dakika piştiği halde içi nemli kaldı. Ve sanırım içinde fındık olduğu için böyle oldu. İç dolguda labne,süzme yoğurt varken brownie ye benzemesi ilginç değil mi? Ha bir de keşke fındıkları toz haline getirdim ben, daha iri bıraksam daha hoş olabilirdi bence veya çikolata hastaları içine damla çikolatası koyabilir. Ben üzerine tekrar kremam olmadığı için krema yapmadım ama nutella sürüp yiyorum.

Bir de fırından çıktıktan sonra dış bükey olan orta kısımlar soğuyunca iç bükey oldular.

Bu kadar yazıdan sonra tarifte gelecek tabi, tarifsiz bitirir miyim? :)

(Ben yarım ölçü yaptım ve 5 adet tartöletim oldu. Tavsiyem bu tür emin olamadığınız tariflerde hep yarım ölçü kullanın, yumurta 1 tane diye korkmayın, ben kaşık yardımı ile yarısını kullandım)

Fındıklı-çikolatalı tartöletler


Hamuru için
  • 1 yumurta sarısı
  • 2 y.k. pudra şekeri
  • 3 y.k. su
  • 2 s.b. un
  • 125 gr. tereyağı
İç dolgu için
  • 1 paket labne peyniri (250 gr.)
  • 1/2 su bardağı pudra şekeri
  • 125 gr. bitter çikolata
  • 1 adet yumurta
  • 1/2 bardak çekilmiş toz badem veya fındık
  • (ben bunlara ek olarak 2-3 kaşık süzme yoğurtta ekledim)
Hazırlanması:
  • Hamur için tüm malzemeri bir kapta yoğurun ve buzdolabında 15 dk dinlendirin
  • İç dolgu için için de çikolatayı benmari olarak eritip diğer tüm malzemeleri de katıp çırpın.
  • Hamurdan parçalar koparıp merdane ile yarım cm. kalınlığında açın, yağladığınız tartölet kalıbınızın içine oturtup başka bir tartölet kalıbının altı ile bastırıp kalıbın şeklini almasını sağlayın.
  • Hamurların içine iç harcını doldurun ve 180 derece ısıtılmış fırında hamur kızarana kadar pişirin (eğer sizinde tartölet kalıplarınızın çapı geniş değilse pişme sırasında fırının ayarını düşürüp içinin de daha iyi pişmesini sağlayabilirsiniz ama tabi en iyisi geniş çaplı kalıplar kullanmak)
Not: Bu geniş çaplı tartölet kalıbı dediğim ağzı geniş boyu kısa olanlardan, benimkilerin ağzı ona nispeten daha dar ve boyu daha uzun

Yorum (25) Yorum yaz!

Patates Tavası ve haftasonu


Haftasonu benim için baya yoğun geçti. Ev işleri ve mutfakla uğraştım hep. Adapazarı'ndan  misafirimiz de gelince ona Antep yemekleri yaptık. Cumartesi günü Yuvalama ve patates tavası, pazar günü ise kebap (tavuk köfte (mangalda), kıyma ve kuşbaşı kebabı) yaptık.

Patates tavası, hem pratik hem de lezzetli bir yemek. Bizim burada mahalle fırınlarında pişirildiğinden bize sadece sebzeleri doğrayıp tavanın sosunu karıştırmak kalıyor. Sonra fırına gönderip pişirtiyoruz ve tavamız yemeye hazır oluyor. Tabi bu imkanı olmayanlar evlerindeki fırını da kullanabilirler.

Tava yemeğinde baş malzemeler: patates, domates,yeşil biber, soğan ve sarımsak. Bunlara ek kullanılacak eti ise istediğiniz bir et seçebilirsiniz. Biz kıyma kullandık ama bunun yerine kuşbaşı et veya tavukta kullanabilirsiniz. Tamamen zevkinize kalmış

Eşim bu yemeği çok sevdiği için kendi yapmak istedi, ben ona yamaklık yaptım ve bence çok güzel olmuştu.

Patates Tavası

Malzemeler:
  • 200 gr. yağlı kıyma
  • 2 orta,1 büyük boy patates
  • 5 adet domates
  • 7-8 adet sivri biber
  • 2 orta boy soğan
  • 8-9 diş sarımsak
  • 1.5 yemek kaşığı salça (biz 2 y.k biber+domates salçası kullandık ama bana salçası biraz fazla geldi)
  • 1.5 çay bardağı sıvı yağ
  • 2 su bardağı su
  • pulbiber, karabiber, tuz
Hazırlanması
  • Patatesleri soyup yıkayın ve 2-3 cm büyüklüğünde doğrayın (ince olursa kolay pişer)
  • Domatesleri yıkayıp küp küp doğrayın
  • Soğanları soyup yıkadıktan sonra küçük olmayacak şekilde doğrayın.
  • Sarımsakları soyup yıkadıktan sonra küp küp doğrayın
  • Biberleri yıkadıktan sonra 2 cm eninde doğrayın
  • Geniş bir tepsiye bütün sebzeleri koyun, üzerine kıymasını koyun.
  • Derin bir kaseye salçayı alın ve üzerine sıvı yağı, suyu, tuz, karabiber ve pulbiberini ilva edip tüm malzemeyi karıştırın. Salça tamamen ezildiğinde tepsideki malzemelerin üzerine bu karışımı dökün ve homojen bir karışım olana kadar karıştırın
         
  • (Ben su miktarını ölçmemiştim ama 2 bardak su rahat gidiyor. Siz tepsinin dibinde biraz su olacak şekilde ayarlayabilirsiniz. Açıkta pişeceği için önemli olan yemeğin yanmayacağı kadar su koymak)
  • Fırında pişirin

Yorum (18) Yorum yaz!

Rejimdeyiz

Başlıktaki "-iz" takısı ben ve blogum anlamına geliyor. Ben rejimde olunca mecburen o da rejimde oluyor :) Aslında kilolu değilim ve her nekadar Rabia bana "niye rejim yapıyorsun, kemiklerini zayıflatmak için mi?" diye kızsa da evlendikten sonra aldığım 7-8 kilonun 2-3 kilosunu vermem gerektiğini düşünüyorum. Yoksa böyle giderse kaldırdığım etek ve pantolon sayısı artacak :(

Aslında rejimden kastım az yemek. Yemeğin yağsız olmasına, bol salata tüketmeye ve ekmek yememeye çalışıyorum. Korkarım, çikolata,brownie, cips, yaş pasta, dondurma gibi tutkularımdan da bir süre uzak kalmam gerekecek (yemek yerine bunları bıraksan yeter dediğinizi duyar gibiyim ama zaten bunları da çok abartmadan yiyordum. O yüzden yemeği de biraz kısmam şart)

Hal böyle olunca da yeni denemeler yapmayı bırakmam lazım. Dolapta bir pasta kreması olmayı bekleyen lable peyniri ve pazar günü gelecek annemler için şekerpare yapma düşüncemi bir kenara bırakıp belki sütlü bir tatlı yapabilirim düşüncesindeyim. Dün akşam yemeğinde de baharatlanmış, sarımsaklı ve az salçalı teflon tavada pişirilmiş tavuk yaptık. Yanında 2 kepçe mercimek çorbası ve ekmek yemediğim için bir kaç kaşık pirinç pilavı yedim. Tabi yine bol salata. Öğlenleri de işyerinde çıkan yemeklerden az miktar alıp yanında salata yiyorum, ekmek yine yok.

Hayatımda ciddi anlamda hiç rejim yapmadım, böyle birşeye niyetlenmişken inşallah 2-3 kilo veririm.

Herkese bol sağlıklı ve kilosuz haftasonları diliyorum :)

Yorum (25) Yorum yaz!

Süslü kurabiyeler



Bu kurabiyeleri Rabia'ya giderken yapmıştım, niyetimiz birlikte süslemekti ama ancak pasta ile uğraşınca kurabiyeler kalmıştı. Ben de o gün eve gelince alelacele royal iceing hazırlayıp  birkaç tanesini süsledim. Çok acele yaptığımın da etkisiyle sanırım iceingin kıvamını tam tutturamadım. Normalde (anladığım kadarı ile) hemen katılaşan bir kıvamda olması lazımdı ama benimkiler bir türlü tam olarak katılaşmadı, birkaç gün sonra bile elimi vurduğumda elime yapışır vaziyetteydiler.

Kurabiye süsleme olayı gerçekten çok şirin gözüküyor ama içinde yumurta akı var düşüncesi ile ben şahsen bu süslü olanların hiçbirini yiyemedim. Belki hazır yediğimiz gıdalarda daha kötü durumda olanları bile tüketiyoruz ama insan bilince daha da zorlanıyor.

Ama kurabiyenin kendisi çok güzeldi bence. Kıtır kıtır ve tarçın tadı baskın olduğu halde arka fondan limon tadı da beliriyordu. Zencefili hiç alamadım ama birdahaki niyetim sadece zencefilli bir kurabiye denemek.

Kurabiye tarifi pastacı Burcu'dan. Ben yarım ölçü yapmak istedim ama tarifin kendisi zaten 1 yumurtalı olunca küçük bir yumurta ile yaptım. Diğer malzemeler de haliyle yarım ölçü olmadı, ben de el ve göz kararına göre ayarladım, yağ-un-nişasta üçlüsünü. Benim yaptığım hali ile tam 1 tepsi kurabiye çıktı, Burcu'nun tarifine tam uyarsanız 2 tepsiye yakın kurabiye çıkıyormuş.

Royal iceing de yine Burcu'nun tarifi. Daha fazla çeşit olması açısından size Gelincik Burcu ve Işıl'ın da linklerini veriyorum. Dilerseniz bu kurabiyeleri royal iceing yerine şeker hamuru ile de süsleyebilirsiniz. Ama tabi yine benim tercihim kurabiyeyi olduğu hali ile yemek. Belki bir tarafı çikolataya batırılabilir veya üzerine pudra şekeri serpilebilir.

Bir de unutmadan ekleyeyim, ben kurabiyelerin kenarlarını çizmek için iceingi enjektöre doldurup sıktım, yağlı kağıttan külah hazırlayarakta yapılabiliyor.

Yorum (16) Yorum yaz!

Yevm-ün nevbahar*




*: İlkbahar günü. "Yevm" gün anlamına geliyor Osmanlıcada. Tamlama yapılırken de sonraki kelimenin başlangıçına bakılarak ek takılıyor "-ün","-ül","-üt" gibi.



Memleketime ilkbahar geldi, en çokta uzun parklarımızdaki bu ağaçlardan biliyorum. Kış boyu bomboş olan dalları nasıl da güzel renklendiler. Sanki bir ressam eline fırçayı aldı ve hepsini birden boyadı. Veya hepsi birden sözleştiler de giydiler baharlık giysilerini.

Adı bile güzel: ilkbahar.

Çileğin kokusunu nekadar özlemişim! Kış boyu satılanlar plastik oyuncak gibiydiler. Hiç almadım o yüzden. Markette seyirlik baktım, bugünü bekledim. Ne tadı olacak onların? Erikler de çıkmaya başladı, papatyalar da açmıştır da daha göremedim onları. Geçen sene bir sürü fotoğraf çekmiştim. Kısmet olursa bu sene de...



Bir tazelik var bu mevsimde, hepsi ayrı güzel diğerlerini karalamayayım ama, bir yeniden doğuş var bu mevsimde. Canlanma var.



Bu da bahardan bir tat: ağız. Sadece bu dönemde oluyor. Doğum yapan koyun,keçi veya ineğin ilk 3 günkü sütü pişirilince ağız oluyor. Tadı lor-kaymak arası birşey. Ekmeğe sürüp üzerine şeker dökerek yedim ben. İstenirse kadayıfta yapılabilirmiş.

Baharın tadını doyasıya çıkarmanızı dilerim...

Not: Hoşlanmadığım bazı olaylardan dolayı tavuk etkinliğine katılmadığımı belirtmek istedim. Tavuk etkinliğine ne yaptığımı merak edip gelenlerin ellerini bahar çiçekleri ile doldurup gönderiyorum.

Yorum (23) Yorum yaz!

Bebekli pasta

İşte süprizimiz... Dün Rabia ile birlikte yaptığımız pasta:



 Dün Rabia'nın evine gittim, geçen sefer o bize gelmiş ve birlikte sevimli ineklerimizi yapmıştık. O günden beri Rabia'ya gidip başka bir pasta daha yapma planımız vardı, nihayet dün gerçekleşti. Bu sefer hep hoşumuza giden şirin bebek figürleri çalıştık. Bunu yapması, hele alet edevat eksikliğinden dolayı, biraz zor oldu ama bizim elimizden kaçar mı :P Gördüğünüz gibi kaçmadı :)

Daha rahat çalışalım diye öğleden önce gittim. Utku bey ben gittiğimde uyuduğu için uyku sersemliği ile birlikte tanıştık. İlk başta pek yüz vermedi ama bir süre sonra daha yakınlaştı. Ben de iş telaşesinden çok ilgilenemedim ama o bizim çevremizde bıcır bıcır gezdi. Eninde sonunda yaptıklarımızdan ümidi kesti yanımıza gelmez oldu :)



Rabia harika bir ev sahipliği yaptı bana, kendisine buradan tekrar teşekkür ediyorum. Önceden pastanın kekini, şeker hamurunu hazırladığı halde birsürü yiyecek şey hazırlamıştı benim için ve hepsi de birbirinden güzeldi (pizza, kuskus salatası, elmalı tart, etimek tatlısı. Etimek tatlısı Rabia'nın sayfasında var, denemediyseniz mutlaka deneyin derim. Ben ilk kez yedim ve kesinlikle birdaha yapacağım).

Pastayı ise zevkle yaptık, bebekleri bir yandan yaptık bir yandan sevdik, onlara isim bile taktık :) Ben yine kopya çekerek yapmaya çalıştım. Böyle böyle öğreneceğim sanırım. Hatta Rabia kalan şeker hamurlarının hepsini bana verdi evde de yapayım diye.

Bu sefer parçaları yapıştırırken yumurta akı kullandık. Çok kolay ve güzel oldu, şeker hamuru kullananlara bunu kullanmalarını tavsiye ederim.



Bir de ben Pastacı Burcu'nun kurabiyelerinden yapıp götürmüştüm, zaman kalmadığı için onları süsleyemedik. Ben eve gelince birkaç tanesini royal iceing hazırlayıp süsledim, onları da bu hafta çeker gösteririm.

Tekrar herşey için çok teşekkür ederim Rabia'cığım, inan seni tanıdığım için çok mutluyum.





Yorum (21) Yorum yaz!

Alinazik



Antep yemeklerinin içinde en meşhurlarından biridir Alinazik. Çokta güzel olur hiç şüphesiz.

Kış hazırlıklarımdan biri mahalle fırınımızda közletip(közlenmiş patlıcana söğürme deniliyor) kabuğunu soyduğum patlıcanları buzdolabı poşetine koyup derin dondurucuya kaldırıyorum. Kışın kullanmak için hem yazdan kalan lezzetli patlıcanlar oluyor hem de yemeği yapmak daha pratik bir hal alıyor. Söğürmeyi yemek yapmanın en güzel hali ise Alinazik. (Geçenlerde balığın yanına bir tane söğürmeyi soğuk meze olarak sarımsaklı yoğurtla karıştırıp üzerine sızma gezdirdim. Balıktan çok salata ve bu mezeyi yedim :) )

Malzemeler:

  • 700 gr. közlenmiş patlıcan  (6 tane küçük patlıcandı)
  • 350 gr. kıyma
  • 3 su bardağı süzme yoğurt (ben kendim süzdürdüğümden çok katı değildi, eğer yoğurdunuz çok katı ise daha az yoğurt kullanarak onu biraz sulandırabilirsiniz)
  • 3-4 diş sarımsak
  • Tuz,karabiber,pulbiber
Hazırlanması
  • Patlıcanlarınızı bir bıçakla birkaç yerinden deldikten sonra ocak üzerinde veya fırınınızı kullarak közleyin
  • Etinizi bir tavada kavurup tuz, karabiber ve pulbiberle tatlandırın.
  • Közlenmiş patlıcanların kabuğunu soyup küçük küçük doğrayın ve ocak üzerine koyabilecğeiniz bir tepsiye alın ve ocağa alıp altını açın(orta ocağın kısığa yakın ayarını kullandım ben)
      
  • Sarımsakları ezerek yoğurda karıştırın. Patlıcanları karıştırarak yavaş yavaş yoğurdu eklemeye başlayın. Bu şekilde tüm yoğurdu ekleyin ve ısıtmaya devam edin. Tuzunu atın. Ancak dikkat etmeniz lazım, kaynara çıkarsa yoğurt kesilebilir veya çok tutarsanız yoğurt ekşiyebilir. Biraz karıştırıp ısıtmanız yeterli.
          
  • (Alinazikte olan birşey değil ama ben bu aşamadan sonra kızarttığım 1 adet patatesi yoğurtla karıştırdığım patlıcanın üzerine serdim.)
  • Tepsinin üzerine kavrulmuş kıymayı dökün, servise hazır.

Not: Yarın için güzel planlarım var, inşallah bir aksilik olmaz  da Pazartesi sizlerle de paylaşabilirim.

Yorum (14) Yorum yaz!

İki oyun birden

Son günlerde nekadar çok oyun oynar olduk. Yakında tarif yerine oyun blogları olarak devam edeceğiz :D İşin şakası tabi. Bir yandan da birbirimizi tanıma ve kaynaşma açısından iyi oluyor. Ben de iki oyunu birden birleştirdim tek mesajda. İlk oyun için beni Süheyla, Betül ve Rabia sobelemiş. İkincisi içinse Emel sobelemiş. Herkese buradan tekrar teşekkür ediyorum.


İlk oyun için soru ve cevaplar:


1.1. Daha once yasadiginiz 3 sehir?

Hoorn-Hollanda (5 yaşına kadar), Konya (6 yıl), Gaziantep (şuanda)
1.2. Tatil icin gittiginiz, gordugunuz ve onermek istediginiz 3 yer?

İstanbul, Dalyan-Muğla, Antalya

1.3. Yasamak istediginiz (gormediginiz de olur) 3 sehir?

Çocukken Hollanda'da daha sonra da İstanbul'da yaşamayı çok isterdim. Şuanda başka bir yerde yaşamak istemiyorum. Sadece Gaziantep'de en büyük eksikliğim deniz olmaması.

2.1. Su anda ki mesleginiz nedir?
Yazılım Mühendisi
2.2. Dunyaya yeniden gelseydiniz, hangi meslegi yapmak isterdiniz?

Sanatçı olmak isterdim (artiz değil ama, ebru sanatçısı, ressam v.b.Tabi bunlar şimdi de olacak şeyler de, kimbilir belki ilerde olur?)
2.3. "Kesinlikle ben yapamazdim" dediginiz meslek nedir?

İnsanları konuşup ikna etme becerim olmadığı için avukat olamazdım sanırım, bir de üniversite sınavına girerken doktor olmayı hiç istemezdim (gerçi şimdi isteseydim dediğim oluyor ama artık çok geç)
3.1. Yasam felsefenizi olusturan sozlerden biri?

Şu da benim yaşam felsefem olsun dediğim bir söz yok. Ama doğru konuşma, vicdanlı olma ve yaradılana saygı yaşamda önem verdiğim şeyler
3.2. Bir kitapdan alinma, cok sevdiginiz bir cumle veya paragraf veya bolum?


Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1.Biz, senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi?
2.Ve yükünü indirip-atmadık mı?
3.Ki o, senin belini bükmüştü;
4.Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?
5.Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.
6.Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.
7.Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.
8.Ve yalnızca Rabbine rağbet et.

(İnşirah suresi)

3.3. Cok sevdiginiz bir siirin bir parcasi?


Böyle mi gelecektin eylül?!.. Farkında mısın;

Ne başka bir sonbahara verdin bahçemizi?

Neler savrulmadı bilsen yapraklardan evvel...

Bu sefer ne olduysa biz insanlara oldu.

Cahit Sıtkı Tarancı


Bir de 3 yemeğimizin her birini 3 arkadaşımıza ithaf ediyoruz. Ben sobelenmemiş arkadaşlarımı seçmeye çalıştım. Arada seçim yapmak zor oldu ama sonunda bir liste oluşturabildim.


 Hazır yaz da gelirken etli yaz dolmasını  oburxler2, Ümran, gazozağacına





Kereviçi, Siberella, Behiye  ve yeni blog açan arkadaşım Nihan'a






Zerde ve Sütlaçı ise blogu olmayan ama beni hiç yalnız bırakmayan Songül, Ayşegül ve Esin'e(Esin nerelerdesin?) ithaf ediyorum







Evet şimdi sırada ikinci oyun yani çizgi kahramanlar var. Ben çocukken çok tv severdim. Okuldan gelince hemen tv başına otururdum. Önceleri çizgi filmler sonraları gençlik dizileri daha sonraları da kral tv olmuştu izlediklerim. Şimdi akşamları evde oturabilirsek eğer dinlenmek için yanımda çay tv izliyorum. Şuanda izlediklerim tv filmleri veya kiraladığımı vcdler dvdler oluyor. Bir kaç tane de dizim var (Avrupa yakası, Yağmurdan sonra ve Beşinci boyut). Bunları her hafta sıkı bir şekilde takip edemesekte evdeysek kaçırmıyoruz.


Tvde çizgi film artık pek izlemiyorum ama son dönemlerde çok fazla çıkarılan animasyon filmlerini ilgi ile takip ediyorum (en son pazar günü Monster House-Canavar evi seyrettim). Eskiyi düşündüğümdeyse bazılarının şuanda da gösterimde olmasını isterdim aslında, hatıra olarak izlemek için. Bunlardan seçme yapacak olursam:


1.


Çok severek izlediğim disney çizgi filmleri vardı. Miki fare, köpeği pluto, donald v.b.


2.


Clementine de çok severdim her çocuk gibi. Şimdi arada açılış müziğini dinleyerek nostalji yapıyorum.


3.

Vücudumuz çizgi filmini çok beğenirdim, izlediğim en faydalı çizgi filmdi bence


4.

Şeker kız Candy ve Çiçek kız Lulu'yu da unutmamak lazım. Hele Lulu'nun LEY LUUU LEY LUU diyerek üzerindeki kıyafetinin değişmesini çok sever, ben de onu taklit ederdim ama tabi kıyafetim değişmezdi :D


5.


En çok sevdiğimi en sona bıraktım. Kesinlikle Susam sokağı! En son tekrarları trtde oynarken bile her denk geldiğimde seyrederdim. Şimdi olsa yine seyrederim. Biryerlerden bulsam alıp seyrederim. Arada edi ile büdünün* yaptıkları, "6" şarkısı**, çılgın mucitin*** yaptıkları geliyor aklıma, yaşıtlarımla konuşup gülüşüyoruz, o kadar. Böylesine güzel bir programı neden devam ettirmediler ki? Şuanda tvde olan çizgi filmlerin hiç birini sevmiyorum.


*: Edi ile büdünün yaptıkları: Edi ile büdü yatak odalarında yan yana yataklarda yatmaktadır. Edi saati merak eder Büdüye sorar. Büdü ise saatin geç olduğunu falan söyler, karanlıkta göremiyor ya saati kalkıp ışığı açmak istemez. Edi ısrar eder bakar ki yok açar pencereyi avaz avaz şarkı söyler. Komşular çıkar pencerelere saat gecenin 3 ü bu saatte şarkı mı söylenir diye bağırırlar. Edi ise saati öğrenmenin mutlulu içinde yatağına döner. Büdüdeki surat ifadesi ise çok komiktir :D


**: Sevdiğim sayı 6. Senin 2 gözün 1 burnun var 1 elinde tam 5 parmak var  4 ayağı var iskemlenin 6 nın yerini tutamaz! Hiç!


***: Çılgın mucitse hep yeni icatlar yapar ama nedense bu buldukları hep daha önce icat edilen şeyler olurdu. Muhabirimiz kurabağa kermit onun haberini yapmaya gelir ama kendisinde de aynısı olan bir eşya ile karşılaşırdı ama tabi acayip bir isim verilmiş olarak.

Yorum (13) Yorum yaz!

Önceki Sayfa | 1 : 15 | Sonraki Sayfa