Antep Salatası


İştah açıcı bir salata olan bu salatayı babam bize küçükken hasta olupta hiç iştahımız olmadığı zamanlarda yapardı. İştahın açılması gereken zamanları beklemeye gerek yok tabii ki, bu lezzetli salatayı köftelerinizin yanına (çiğköfte, yağlı köfte, mercimekli köfte) veya pilavlarınızın yanına (nohutlu bulgur pilavı, mercimekli pilav, firik pilavı) yapabilirisiniz.


Malzemeler:

  • 2 adet domates
  • 2 adet sivri biber
  • 1 avuç kadar maydanoz
  • 1 küçük soğan
  • 1 diş sarımsak
  • Nar ekşisi, sumak ekşisi veya koruk ekşisi (ben 1 y.k.dan biraz eksik nar ekşisi+1 çay kaşığı kadar kuru sumak ekşisi kullandım)
  • 1 çay bardağı su
  • Kuru nane, tuz
Hazırlanması:
  • Malzemeleri olabildiğince küçük olacak şekilde doğrayın. Sarımsağı ezin. Derin bir kaseye tüm doğradığınız malzemeleri alın.
  • Küçük bir kaseye nar ekşisi, sumak ekşisi, tuz, nane ve suyu koyup karıştırarak sosu hazırlayın. Salata kasesinin içine bu sosu döküp tüm malzemeyi iyice karıştırın
  • Pilav ve köftelerle birlikte servis edin.
Notlar:
1. Çok olmamakla birlikte bu salata biraz sulu oluyor. Ben hiç kullanmadım ama koruk ekşisi kullanılırsa su eklemeye gerek olmuyormuş.
2. Bu salatanın tadını veren şey kullanılan ekşiler, ancak eğer bu ekşileri bulamıyorsanız limon tuzu veya suyu kullanabilirsiniz.


Yorum (16) Yorum yaz!

Miraç Kandili



Tüm islam aleminin bu mübarek kandil gecesini kutlar, hayırlara vesile olmasını yüce Allah(C.C.)'dan dilerim.

Yorum (2) Yorum yaz!

Limon Marmelatı



Zaman Gazetesi'nin pazar ekinde "Muhalif Yemekler" adı altında Ayşe Önal yazıyor. Ayşe hanım her hafta bir konu belirliyor ve o konu ile ilgili ayrıntılı, onun tarihiyle ilgili ilginç bilgiler veriyor. Bu bilgilerin ardından da birkaç tarif veriyor.

Ayşe Hanım'ın köşesini her hafta zevkle takip ediyorum. Bu hafta da konusu marmelatlardı. Marmelatın tarihçesini anlatan Ayşe hanım dünyada en çok tercih edilen iki marmelatın da tarifini vemişti: Ayva ve Limon marmelatı.

Yazı çok hoş gerçekten biraz alıntı vererek tamamını okumanızı taviye ediyorum:

Marmelat kelimesi ise Portekizce ayva (marmelo ) sözcüğünden türemiştir. Arap mutfağından etkilenen Portekizliler ayva reçelini kendi mutfaklarına almışlardır. Ancak ayva kelimesinden türeyen marmeladın en ünlü birleşimi turunçgiller ailesinin birlikte kaynatılıp pelteleştirildiği portakal, limon, greyfurt ve yeşil limon marmeladıdır.

Hikâyesi de çok hoştur. 1700’lerin sonuna doğru, İspanyol Sevil şehrinden kalkan kargo gemisi aşırı fırtınaya yakalanıp İskoç şehri Dundee limanına sığınır. Gemide bulunan manav James Keiller geminin normal rotasına dönemeyeceğini anlayınca elinde bulunan ezik acı portakalları satamayacağını anlar ve annesine bir çare bulmasını ister. Annesi ayva yerine ellerindeki ezik acı portakalları kullanarak şekerle kaynatır ve şehre satar. Böylece portakal marmeladı bütün Avrupa’da çok popüler olur ve aileye büyük kâr getirir. Aile ilk fabrikayı 1797 yılında “Dundee Marmalade” olarak açar ve üç yüz yıldır dünyanın en ünlü marmelat üreticisidir.


Tamamı: http://pazar.zaman.com.tr/?bl=10&hn=1039

Şimdiye kadar benim sadece bir kez reçel denemem oldu, marmelatsa hiç denemedim ama limon marmelatı hemen dikkatimi çekti. Turunçgillerin reçellerini sevdiğim için bundan da memnun olacağımı biliyordum.

Marmelatı hem denemek için hem evde limon az kaldığı için ben miktarı çok azaltmak zorunda kaldım. Şeker miktarı da tarife göre olmadı, (yanlış hesapla daha fazla kaçırmışım) ama yaptığım marmelattaki limonun ekşi tadı yerindeydi ve bence harikaydı. Siz şeker miktarını tarife sadık kalarak veya kendi damak tadınıza bakarak ayarlayabilirsiniz.

 Limon Marmelatı (Ayşe Önal'ın tarifi ile)
    Malzemeler:
  • 10 adet limon
  • 4 bardak şeker
  • 4 bardak su
    Hazırlanması:
  •  Limonu yıkayıp, kabuklarını rendeleyin. Çıkan beyaz zarları bıçakla temizleyip atın. Gövde limonları incecik dilimleyin. Rende ve dilimleri birlikte bir kaba alıp, buzdolabında beş-altı saat bekletin.
  • Tencere alın. Suyunu ekleyip önce orta ateşte sonra kısık ateşte bir saat civarında kaynatın. Limonlar suyunu çekip iyice yumuşayınca şekeri ekleyin. Kısık ateşte şeker iyice eriyinceye kadar kaynatmaya devam edin. Soğuyunca kesinlikle kuru olması gereken kavanozlara koyup, ağızlarını sıkıca kapatın ve kaldırın. Afiyet olsun.
Not: Benim limon adetim az olduğundan 1 saat kaynatmama gerek kalmadı. İlk kez marmelat denediğimden olsa gerek şekerini katmadan önce de suyunu çekmiş limonların içine birazcık kaynamış su ilave ettim. Bu olay belki marmelat için doğru bir uygulama değil ama ben o şekilde yaptım bir sorun da olmadı.

Yorum (11) Yorum yaz!

Susuzluk



Haberlerde Ankara'yı izleyip onlar için üzülürken dünden beri bizde de sular kesik! Üstelik hiç haberimiz olmadı. Pat diye gitti. Nezaman gelecek bilmiyoruz, bir duyuma göre yarın. Yerel haberlerde çıktı mı haberimiz yok, haberi olan hiç kimseye de raslayamadım henüz. Bu nasıl iştir anlamıyorum. Kesilme sebebi de yeni döşenen doğal gaz borularıymış sanırım. Bizim mahalle bile değil döşedikleri yer. Artık su hattımız nerelerden geçiyordu ki kesmek zorunda kaldılar. Ama böyle de olmaz ki, habersiz!!! :(

Gaziantep'den okuyanlara bir haber olsun istedim. Sular 2 gündür Konak mahallesinde kesik ve bu kesinti
ilerleyen günlerde sizin mahallenizde de olabilir.

Yorum (3) Yorum yaz!

Limonlu Kek



Sayfamı güncelleyememekten ve evde doğru düzgün bişey yapamamaktan artık sıkıldığım için pazar günü mutfağa girdim. Neyse ki ne gitmemiz gereken bir yer ne de o gün için yapmam gereken bir iş vardı. Akşama da çaya komşuları çağırdık (komşular da abim ve teyzem oluyor). Ben de Ufuk hanımın sitesinde görür görmez gözüme kestirdiğim limonlu keki yapayım dedim.


Kek gerçekten çok güzel oluyor, özellikle ben ertesi gün daha da beğendim. Zaten buna benzer bir keki daha önce de vişneli kek olarak yapmıştım. Ama yağ tadını aldığım için yağ miktarı bence azaltılmalı(Ekleme: Ufuk hanım aynı şeyden şikayetçi olmadığını söyledi. Ben evde tereyağının sonu kaldığından yarıdan fazlasını sana marka margarin kullanmak zorunda kaldım. Belki fark bundan olmuştur). Ama şunu da söylemeliyim hazır kekler gibi oldu, ben ölçülerini azaltarak yaptığımdan mı bilemiyorum limon tadı çok hissedilmiyordu. Daha hissedilir limon tadı bence daha da güzelleştirirdi.


Bu söylediklerimin dışında şunu da eklemeliyim, keki yaptığımın ertesi günü limon marmelatı ile birlikte yedim çok güzel bir ikili oldu. Limon marmelatını da pazar günü yaptım, onun da tarifi yakında..




Kekin tarifine buradan ulaşabilirsiniz.


Herkese güzel bir hafta diliyorum...

Yorum (17) Yorum yaz!

Bir haber

Bir yılı aşkın süredir yazdığım bloguma şu günlerde yeni birşeyler eklemekte zorlansam da bunun geçici bir durum olduğunu söyleyebilirim. Mutfağa çok fazla giremiyorum, yeni şeyler denemeyi aklımdan bile geçiremiyorum ama sizlere bu durgunluk içerisinde verebileceğim yeni bir haberim var.



Chef's dergisi bu sayısından itibaren yeni bir bölüm açtı: Annemin Mutfağı. Bu köşenin editörü Ümit Güzelbey'den geçen ay bir mail aldım bu durumla ilgili. Sitemin devamlı takipçisi olan Ümit Bey, bu bölüm içerisinde Antep mutfağına da yer vermeyi düşünmüş ve bunun için de benimle irtibata geçmiş. Ben de blogumun haricinde bir yerde yazma düşüncesine sıcak bakarak kabul ettim. Bu sayının da konusuna uygun bir yaz yemeği hazırlayarak kendisine gönderdim. Benim yazım ve tarifimle ilgili kısmı taratıp sizlerle de paylaşmak istedim. Çok düzgün taratamadım ama üzerine tıklayarak resmi büyütürseniz yazıyı okuyabilirsiniz.

Buradan Ümit Bey'e teşekkürlerimi bir kez daha iletiyorum.

Bir sonraki sayı 1.5 ay sonra çıkacak, o zaman da Ramazan'a uygun bir Antep yemeği ile buluşmayı ümit ediyorum.

Herkese iyi haftalar diliyorum..

Yorum (18) Yorum yaz!

İki renkli limonlu peykek (cheesecake)



Taşınmadan önce aldığım labne ve krema buzdolabında beklerken tam taşınmaya denk geldiği için bi türlü yapamamıştım. Artık taşınıp yerleştikten sonra işe dönmeden önce yapayım diye niyetlendim ama internetteki birsürü cheesecake tarifinden hangisini yapacağıma çok zor karar verdim. Bir yandan çikolatalı olsun istiyordum diğer yandan çikolata ile arası olmayan eşim yemez diye yapmak istemiyordum. Bir önceki peykekim limonluydu ve eşim tarafından beğenilerek kısa sürede tüketilmişti. Yaptığım şeyleri eğer eşim pek beğenmezse genelde kalıyor çünkü ben de aslında çok fazla yiyemiyorum. Koca peykekin yediğim kısmını toplasanız 1 dilim ancak eder :) Ozaman devreye iş arkadaşlarım giriyor. İşe getirip onlarla birlikte tüketiyoruz hepsini.

İşte bu düşüncelerle peykekimi hem limonlu hem de istediğim gibi çikolatalı yaptım. Aslına bakarsanız çikolata tadı pek alınmıyor ama en azından görüntüyü güzelleştirdi. Burcu, Pınar ve Ufuk Hanımın tariflerini harmanlayarak yaptığım peykekin tarifine geçecek olursak:

Malzemeler:
  • 1 paket burçak bisküvi (ben tabanı ince tutmak için 1 paket kullandım, eğer biraz daha kalın olsun derseniz veya kalıbınız daha büyükse bisküviyi 1.5 paket kullanın)
  • 60-70 gr. tereyağı veya margarin
  • 400 gr. labne (migros marka kullandım, bence güzel oldu)
  • 200 gr. krema
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 yumurta
  • 2 kaşık un
  • 1 paket vanilya
  • 1 limon kabuğu rendesi+suyu (limonun ekşisi baskın olmuştu, dilerseniz daha az kullanabilirsiniz)
  • Bir miktar çikolata
Hazırlanması
  • Önce 22 cmlik kelepçeli kalıbımın altına yağlı kağıt serdim ve kalıbın dışını alimünyum folyo ile sardım (taban ve kenarlar yanmasın diye)
  • Bisküviyi rondoda un haline getirip erittiğim margarin ile karıştırdım ve kelepçeli kalıbın tabanına bastırarak yaydım. Kalıbı buzdolabına kaldırdım.
  • Fırını 175 dereceye ayarlayıp önceden ısıtmaya başladım
  • Labne ile şekeri mikserle çırptım. Üzerine yumurtaları tek tek ekleyerek çırpmaya devam ettim (birini kırdıktan sonra karıştıktan sonra diğerini kırdım)
  • Vanilyayı ve unu da ekleyip onları da çırptım. En son kremayı ekleyip sadece karışana kadar kısa bir süre onu çırparak peynirli karışımız hazırladım.
  • Bu karışımdan 4-5 kaşık ayırıp kalanına limon suyu ve kabuğunu katıp karıştırdıktan sonra kalıba döktüm. Ayırdığım kısma erittiğim bir miktar çikolatayı karıştırdım (ben çikolatayı micro dalgada erittim ama siz kaynayan bir suyun üzerine yerleştireceğiniz bir kapta da  eritebilirsiniz-benmari-)
  • Buzdolabı poşetine çikolatalı karışımı doldurdum ve poşetin köşesini kestim. Bu kesikten kalıbın üzerine spiral çizdim (ortasından başlayarak dışına doğru halka şeklinde). Bir kürdanla ortasından kenarlarına doğru git-gel yaparak bu deseni oluşturdum (orta kısım sanki lilyum çiçeğine benzedi)
  • Fırının en altına akma tehlikesine karşı bir tepsi yerleştirdim. Peykeki hep fırın içinde bir kase su bulundurarak pişirmeyi öneriyorlar. Ben de o yüzden tabana koyduğum tepsinin içine su koydum.
  • Isınmış fırında 40 dk kadar pişirdim (üzeri kızarana kadar). Fırını kapattığınızda kalıbı sallarsanız eğer ortasının sallandığını farkedeceksiniz, o soğudukça donacak.
  • Fırını kapatınca hemen fırından çıkarmadım, ılıdıktan sonra tezgahın üzerinde soğuttuğum peykeki buzdolabında 3-5 saat dinlendirdikten sonra afiyetle yiyebilirsiniz. 2-3 gün sonra daha da güzel oluyor tadı.

Yorum (25) Yorum yaz!

Domates Tavası


Taşınıyorum diye arayı biraz fazla uzattım. Bu sürede blogdan ayrı kalmak kötüydü ama taşınmadan önce ve sonrasında bloga koyabilecek cinsten şeylerle uğraşamadığımdan sadece blogumun görüntüsünde bir değişiklik yapabildim.


Bu taşınmada şunu anladım ki, taşınmak gerçekten çok zor. Gelen tüm destek yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Herkese tek tek cevap yazamadım ama yorumlarınızı okumak çok güzeldi. Neyse zor zamanları atlattık, ben de işime geri döndüm. Tatilden sonraki ilk günü tahmin edersiniz artık.. :)


Tarifini vereceğim yemeğin adı "Domates Tavası". Yazın domates bolluğunda yapılabilecek kolay bir yemek. Bizim de taşınma sonrası yeni evimizde ilk yaptığımız yemeklerden biri oldu(daha doğrusu eşim yaptı ben de ona yamaklık yaptım). Bu yemek yanında bulgur pilavı, ayran ve turşu ile çok güzel oluyor.


Domates Tavası

Malzemeler:

  • 200 gr. kıyma
  • 1 kg domates
  • 6-7 adet sivri biber
  • 7-8 diş sarımsak
  • 2 adet soğan
  • 1 yemek kaşığı salça (olmayabilir)
  • tuz, karabiber, pulbiber, sıvıyağ
Hazırlanması
  • Kıymayı biraz yağ ile tencerede kavurmaya başlanır. Biraz kavrulduktan sonra yemeklik doğranmış soğanı atıp biraz da o kavrulur. Üzerine doğranmış biber atılıp o da birlikte kavrulmaya devam edilir. Daha sonra ikiye/dörde bölünmüş sarımsaklar ilave edilip o da kavrulur.
  • Arkasından salça ilave edilip o da kavrulduktan sonra üzerine küp küp doğranmış domatesler atılır. İsteğe göre pulbiber atılır.
  • Domatesler pişince karabiber ve tuzu ilave edilip altı kapatılır.
  • Bulgur pilavı, ayran ve turşu ile servis edilir.

Yorum (17) Yorum yaz!

Taşınıyorum

Yaz benim için telaşlı başlıyor. Evimizi taşımaya karar verdik ve hızlı bir şekilde bu işe giriştik. Yanımda bir yığın koli akşam eve gidip içine bidolu eşya almayı bekliyor. İlk kez ev taşıyorum. Çok tedirginim. İnşallah altından kalkabilirim. Bir evi toplarla, taşınsın, sonra yerleştir... Gerçi taşıma şirketleri var Allahtan. Ama kırılacak eşyaları ve kıyafetlerimizi biz toparlayacağız. Gerçi mutfak-kiler, salon ve yatak odasını toparladıktan sonra toparlanacak ne kalıyor ki?


Dualarınızı bekliyorum... En kısa zamanda görüşmek dileğiyle..

Yorum (27) Yorum yaz!

Şeker hamuru ile gül yapımı

Şeker hamuru pastalarla olan ilgimi biliyorsunuz. Daha önce Rabia ile birkaç çalışmamız oldu. Bu konuda daha da ilerlemek istiyoruz. Arada modelleme çalışmalarımız oluyor ama ekipman eksiğimizle birlikte daha fazla çalışıp daha fazla yol almamız gerektiğini de biliyoruz.

Şu sıralar ben çiçek yapımına taktım. Ve tabii en çokta gül yapımı. Yardımcılarım bıçak ve kürdan olduğu için henüz tam istediğim güzellikte büyük güller yapamıyorum ama küçük güller yapmak için basit bir yöntem ilginizi çeker diye adım adım fotoğrafladım. Büyük güller yapmak için yardımcı bazı fotoğraflar buldum, en kısa zamanda onları da deneyip sizinle paylaşmak istiyorum.

İlk başta bir miktar şeker hamurunu alıp elimizde inceltmeye başlıyoruz


Hamur aşağıdaki gibi uzun ince bir şerit haline gelecek.


Bir kenarından başlayarak iki parmağımızın arasında kıvırmya başlıyoruz


Kıvırdığımız sırada gülün yapraklarına kıvrımlar vererek şekillendiriyoruz.



En son altta kalan fazla hamuru bıcakla kesip ucuna bir kürdan saplıyoruz


Ben peçetelerin arasında şeklini korumasını sağlayarak kurumalarını bekledim.


Bir de konu ile alakasız olacak ama bazı arkadaşlara verdiğim sözü ancak yerine getirebiliyorum. Bizim burada kadayıf pişirmek için kullanılan, babamın kadayıfın haricinde, börek, karnıyarık gibi şeyleri de pişirdiği aparat bu. Küçük tüpün üst kısmı çıkarılıp bu aparat takılıyor:



Herkese güzel bir hafta diliyorum.

Yorum (17) Yorum yaz!

Önceki Sayfa | 1 : 15 | Sonraki Sayfa