Bir Piknik ve Patlıcan Kebabı
Pazar günü akrabalarla birlikte amcamların bağ evine pikniğe gittik. Şehirden biraz uzak, bir göletin yakınında, sakin bir yer. Biz de bundan istifade edip gezip, fotoğraflar çektik.
Bahçenin bir bölümü sanki gül bahçesini andırıyordu, yer yer gonca güllerle birlikte çoğunluğu açmış, hatta dalları artık onları taşıyamaz hale gelmişti.

Bahçelerde, parklarda ki dutlar olgunlaşmaya başladı. İyice olgunlaşmış olanlar yere düşüyor, uzanabileceğim dallardakilere baktıklarımda hala olmamış oluyorlar. Neyseki hem kırmızı hem de olgunlaşmış bu dutların tadına bakabildim. Kırmızı dut bence beyazdan daha lezzetli.
Gezintiye çıktığımızda karşımızdan gelen köpekcik yanımızdan geçtikten sonra bizi takip etmeye başladı. Göletin kenarına kadar arkamızdan geldikten sonra sıcaklamış olacakki serin sulara kendini bırakıverdi :) Ancak bukadar yakından çekebildim, telif hakkı istemek için yanıma gelmemesi için daha fazla yaklaşamadım :)
Fotoğrafı küçülttüğüm için yeni arkadaşımız biraz küçük kalmış ama biz göletin yanında ayrılırken o da son kez bize bakıyordu.
Evet sıra en güzel şeye geldiğinde baya acıkmıştık. Tabiki menüde pikniğin vazgeçilmezi kebap, kebaplardan da patlıcan ve tavuk şiş vardı.
Önce uzun patlıcanlarımız üçer parmak enliliğinde kesilip sıra sıra şişlere dizildiler beşer beşer, sonra tuz ve karabiber katılmış yağlı kıymalardan ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp her iki patlıcanın arasına şişe takıldılar.
Domates ve biberler de ikiye ve üçe bölünüp şişlere takılarak yanyana arz-ı endam eylediler.
Mangalda kömür ateşinde sıra sıra pişirilen patlıcanlar dumanın arkasına saklanmak isteseler de bu kareyi kaçırmak istemedim. (Patlıcan kebabını pişirirken dikkat edilmesi gereken şey bir taraf pişmeden şişi çevirmemek!)
Pişen şiler sıra sıra tepsiye dizildi.
Tepsiye alınan kebap, üzerine biraz su serpilerek mangalın üzerinde terlemeye bırakıldı (Bu esnada ağzı kapalı olmalı)
Yemekler yendi, çaylar içildi, sohbetler edildi. E bu arada akşam olmaya yüz tuttu, bize de yola düşme zamanı gelmişti.
Ellerimde çiçeklerle son bir piknik pozu verdikten sonra tatlı bir yorgunlukla evimize döndük.
Not: Eğer patlıcan kebabını mangalda pişirmek istemiyorsanız tepsiye dizeceğiniz bir parlıcan,bir et şeklindeki kebabınızın orta kısmına da domates ve biberleri yerleştirerek fırında pişirebilirsiniz. Tabi tepsinin içine bir miktar su koymayı unutmayın..
















Konu: Afiyetler Olsun...
Sayın blogcu arkadaşım,
Yıllar oldu antep'i görmeyelei tadını almayalı...İlkokulu orada bitirdim ama 25 sene gidemedik, 3 - 4 yıl önce ailecek bir dostumuzun misafiri olduk. Antep tadlarına doyamadık. Şimdi eşimle birlikte baktık, keyfinize imrendik.
Ağız tadı, gönül birliği ve sağlıkla afiyetler olsun diyoruz...
Uzakta da olsak, tadını aldık diyelim...
http://www.blogcu.com/aakif/
http://www.blogcu.com/kenaryazilari/
Bağlantı »
Konu: teşekkürler
Merhabalar, İmam Çağdaş'ı bilmeyen yok gibi. Ben oranın yemeğini hiç yemedim ama bence en güzel baklava İmam Çağdaş'ın baklavası.
Bağlantı »
Konu: merhaba
Merhaba,
sayfanızı yeni gördüm.
Ben de en çok patlıcan kebabı severim. İş için Antep'e gittiğimde İmam Çağdaş'a uğramadan dönmezdim.
www.damlaningunlugu.blogspot.com
Bağlantı »