Patates Salatası


Bu haftaya salatayla başladığım gibi salata ile bitireyim. Herkesin bildiği bir patates salatası vardır mutlaka. Ama ben geçen sene hayatımda yediğim en güzel patates salatasını eşimin teyzesinde yemiştim. Eh biraz zaman geçti üzerinden ama nihayet 1 sene sonra da olsa tarifi almayı nihayet başarabildim. Bana güzel olmasının sebebinin kullandığı ekşilerde olduğunu söyledi. Bir de yeşillik olarak sadece yeşilbiber, soğan ve maydanoz koymuş, kattığı turşu ile salataya güzel bir lezzet katmıştı. Geçen hafta akşam yemeğine hazırladığımız çorbanın yanına iyi gideceğini düşünerek bazı malzemeler eksik olduğu halde ilk denememi yaptım. Tadı bu halde de güzeldi ama bir dahakine diğer malzemeleri de tam ederek daha da güzel bir sonuç almayı ümit ediyorum.

Malzemeler:
  • 3 adet patates (yaklaşık 1/2 kg.)
  • 1 adet kuru soğan (aslında taze soğan kullanılması gerekiyor, ben olmadığından kuru kullandım)
  • 1 avuç kadar maydanoz
  • 2-3 yeşil biber
  • salatalık turşusu (salatalık turşum da kalmadığından ben biber turşusu koydum, salatalık kesinlikle daha güzel oluyor)
  • Yarım çay bardağından eksik zeytinyağı, nar ekşisi, kuru sumak ekşisi (ben yine nar ve sumak ekşileri kullandım ki teyzem de özellikle bunları kullanmamı tavsiye etti. Tabi olmayanlar için limon suyu kullanabilirler)
Hazırlanması:
  • Patatesleri haşlayın, soyarken benim gibi elinizin yanmasını istemiyorsanız ılımasını bekleyin. Salata kasesine patatesleri küp küp doğrayan. Üzerine soğanı, biberleri maydonuzu ve salatalık turşusunu doğrayın.
  • Küçük bir kasede zeytinyağı, ekşi ve tuzu karıştırıp sosu hazırlayın. Bu sosu ben çok az su katarak biraz açtım.
  • Salatanın üzerine sosu gezdirip tüm malzemeye karıştırın

Yorum (24) Yorum yaz!

Tahıllı Salata


Geçenlerde Sibel'in sayfasında protein salatası adında bir salata görmüştüm. Çok güzel duruyordu ve ben de evde kuskus ve maş olmadığı halde benzerini yapmak istedim. Yeşil mercimek ve nohut kullanayım dedim ama nohutu biraz fazla kaçırmışım galiba. Aslında Antep'de dürümcülerde hep nohut dürümü satılır. Pide arasına yeşilliklerle birlikte dürüm edilen nohut öğle aralarında çok yeniliyor bizim buralarda. Ama nasıl yapıyorlar bilmiyorum evde yaptıklarımızda aynı tat yok. Sırrını öğrenmek lazım, o şekilde yaptıkları nohuttan konulsa bu salataya çok güzel olurdu. Ama direk normal su ile pişirilmiş nohutun tadı okadar da güzel olmuyor.

Sibel'in tarifine buradan bakabilirsiniz. Bense bunu eldeki malzemelerle şu şekilde uyarladım: Yeşil mercimeği suda pişirdim. Buzluğa kaldırmak için pişirdiğim nohutlardan da bir miktar aldım ve bunların üzerine taze soğan, maydanoz ve yeşil biber doğradım. Limon, tuz, zeytinyağı ve pulbiber ile tatlandırdım. En son tabağın üzerine de konserve mısır ekledim. (Eşim sen de herşeye mısır ekliyorsun diyor. Ben çok seviyorum mısırı. Mısır zamanında hep kaynamış mısır alıyordum şimdi konserve ile idare ediyoruz. Onu da özellikle makarnada çok seviyorum. Makarna harici de pizza, salata, sandviç v.b. neye yakıştırırsam ona ekliyorum)




Yorum (8) Yorum yaz!

Kısır

Dün arkadaşlarıma en sevdiğimiz şeylerden biri olan kısırı yaptım. Konya'da arakdaşlarımla aynı evde kaldığım sırada da her hafta mutlaka ya kısır ya batırık veya da mercimekli köfte yapardık. Sanırım kızların doğasında var bu düşkünlük.


Gaziantep'de de bayanlar biraraya geldiklerinde yağlı köfteyi çok yaparlar. Ben yağlı köfteye çiğköftenin etsizi diye anlatırdım arkadaşlarıma. Et yerine yağ konuyor ve bence çiğköfteden daha güzel oluyor. Bir de "tok karnına 9 topak köfte" deyimi vardır ki Anteplilerin nekadar köfteye düşkün olduklarının bir göstergesidir bence. (Topak, her bir köfte sıkımına versilen isim. Genelde yağlı köfte için çiğköfteden daha büyük sıkımlar yapılır ve buna topak adı verilir. En kısa zamanda onun da tarifini yayınlamak isterim.)


Fotoğrafaki kısır öğrenciyken Adanalı arkadaşlarımdan öğrendiğim bir tarif. Adanalılar kısırın içine salatalık malzemesini de koyuyolar ki bence kısırın özelliği de bu olmalı. Eğer salatasını içine koymazsam yağlı köfte yaparım daha iyi diye düşünüyorum ben.

Tarife geçmeden önce kısır ile köfte arasındaki farkı da söylemek istiyorum bilmeyenler için. Kısır için kullanılan köftelik bulgur sıcak su ile ıslatılarak şişirilir ve bu şekilde hazırlanır. Köfte de ise su pek kullanılmaz. Biz yağlı köftenin içine olgun domates koyup onun suyu ile ve biraz da su takviyesi ile yoğururuz. Sanırım Urfa'da çiğköfte yoğrulurken içine hiç su katılmadan, arada el bir kaptaki su ile ıslatılarak yoğruluyor. Köfte de bulgur yoğrularak oldurulmaya çalışıldığından kısırdan daha yorucu oluyor.


Şimdi Adana Kısırının tarifine geçiyorum:

Malzemeler (7-8 kişilik):
  • 7 çay bardağı köftelik ince bulgur
  • 2 yemek kaşığı biber+domates salçası
  • 1 büyük soğan
  • 5 adet orta boy domates
  • 5-6 adet salatalık
  • 1 adet marul (ben bir kısmını yanında yemek için ayırdım, bir kısmı da çöpe gitti.)
  • 1 su vardağı sıvıyağ
  • 2-3 yemek kaşığı nar ekşisi (limon suyu veya limon tuzu da olur, kullanmadığım için onların ölçüsünü bilmiyorum)
  • tuz
  • pul biber
  • karabiber
Yapılışı:
  • Geniş bir tepside köftelik bulguru kaynamış su ile ısatıp ağzını başka bir tepsi ile kapatın. (1-1.5 litre su kullandım, önce bira zdöküp suyu çektikten sonra biraz daha takviye edebilirsiniz. 10 dk yeterli geldi ama yumuşamamışsa biraz daha bekletebilirsiniz)
  • Salça, karabiber, pul biberini ilave edip yoğurun. (Zaten yumuşak olduğu için kolay yoğruluyor , çok fazla yoğurmanıza gerek kalmıyor)
  • Yağı bir tavaya alıp küçük küçük doğradığınız soğanı da katarak ateşe koyun. Soğanlar biraz solana kadar ateşte tutun. (soğanların renk değiştirmesine gerek yok, biraz solması yeterli)
  • Yağı bulgura döküp yoğurmaya devam edin.
  • Nar ekşisini katın.
  • Bu aşamadan sonra salatalık malzemeleri katıyoruz. Salatalık malzemeleri katarken dikkat edilecek nokta, domatesi tamamen bütün malzemeleri kattıktan sonra katmak. Diğer malzemleri ise harmanlar şekilde kısıra karıştırmak.
  • Önce marul ve salatalığı koyun ve harmanlayarak karıştırın.
  • Tuzunu katın
  • Eğer tuzu ve ekşisi yeterli geliyorsa en son küp küp doğradığınız domatesleri de katarak hafif bir şekilde kısıra karıştırın.
  • Bir çoba kasesine kısırdan koyup servis tabağına ters çevirip, marul, nane, turşu ve limonla servis yapın.

Yorum (5) Yorum yaz!

Güzel bir kahvaltılık



Öğrenciliği ailesinden uzak yaşayan öğrencilerin anımsayabileceği bir kare sanırım bu fotoğraf. Aslında öğrenci olmaya ne gerek var diyeceksiniz ama ben öğrencilik yıllarımda öğrendiğim için bana patatesli yumurta kadar öğrencilere ait bir yemekmiş gibi geliyor.

Fotoğrafta da seçilebildiği gibi yeşil biber ve domates baş rollerde. Ama bu ikisinin birleşimin daha bukadar güzel olduğu bir birliktelik var mıdır bilemiyorum. Biberleri aslında eskiden daha büyük doğrardım ama eşimin isteği üzerine daha küçük doğruyorum artık.

Doğranan biberler önce az yağda kızardıktan sonra üzerine kabuğu soyulmuş ve küp küp doğranmış domatesler atılır. Tuz, karabier, pul biber ve çok az şekerle birlikte karıştırılıp ağzı kapatılır. Kısık ateşte domatesler pişene kadar pişirilir. Yerken ekmeğin arasına kızarmış yumurta, peynir ve bundan koyunca harika oluyor.

Yorum (2) Yorum yaz!

Pazar kahvaltısı

Haftada 6 gün çalıştığım için pazar günü kahvaltı biraz daha önem kazanıyor benim için. Geçen pazarki kahvaltımız

Tam buğday unlu ekmek


Bu tarif de Portakal Ağacından.

Yalnız benim tam buğday unum olmadığı için çok amaçlı un kullandım ve görüntüsü biraz farklı oldu, belki de benim beceriksizliğim oldu bilemiyorum. Ama bu şimdiye kadar yaptığım ekmeklerin içinde en sevdiğim oldu çünkü busefer mayalama işlemini başarı ile gerçekleştirebildim. Ben yaş maya yerine kuru maya kullanıyorum saklama ömrü uzun olduğu için. Fakat bu yüzden olsa gerek mayalamayı tam olarak başaramıyordum. Busefer hamuru geceden yoğurup üzerini strech ile kapatıp buzdolabının en alt katına koydum. Sabah kalktığımda hamur iki katına çıkmıştı. Biraz daha yoğurup bir süre de dışarda beklettim ve sonra şekil verip ısıtıp kapattığım fırında 15 dk kadar daha mayalanmaya bıraktım. Daha sonra fırını yeniden çalıştırdım ve üzeri kızarana kadar pişirdim. Haticenin yaptığı gibi tek parça olarak yapmıştım ama kahvaltıda bence küçük ekmekler daha güzel oluyor.

Salata

Bizim buralarda bir söz vardır: "Soğanı sabah sen ye, öğlen dostuna yedir, akşam düşmanına" diye. Benimde soğan yemeği en sevdiğim zaman sabah kahvaltısıdır. Güzel bir soğanlı salata enfes olur. Soğanları ince ince kıydıktan sonra nar ekşisi, yağ ve tuz ekip karıştırdım. Dilimlenmiş domateslerin arasına yaydığım soğanların tadı hakkaten çok güzel olmuştu.

Közlenmiş Biber

Ekmeğimiz pişerken fırın telinin üzerine çatalla deldiğim 2-3 tane kırmızı sivri biber attım. Arada çevirdiğim kızmızı biberler közlendikten sonra salatanın yanında çok güzel gitti.

Yeşil Zeytin Piyazı

Ve yeşil zeytin piyazı. Zeytinlerin toplanma zamanı gelince alınan yeşil zeytinleri taş ile kırıp çekirdeklerini ayıklarız. Daha sonra bir kaba koyup üzeri su doldurulur ve bu su zeytin tatlılanana kadar değiştirilir. Tatlılandıktan sonra yine üzerini örtecek kadar tuzlu suda bekletilerek kış boyu tüketilir. Sabah kahvaltılarında bu çekirdeksiz yeşil zeytinin piyazı yapılır. Bu piyazın içine soğan, maydonoz doğrayıp nar ekşisi(veya limon suyu), yağ ve pul biber dökerek hazırlıyoruz. Ben nar ekşisini az kullanıp biraz da limon suyu sıktım.

Sucuklu Yumurta

Ve sucuklu yumurta..

Yorum (1) Yorum yaz!